KULEYNİ (R.A)

SİGATU'L-İSLAM EBU CAFER MUHAMMED B.YAKUB B. İSHAK

[Ö. H/329, M/908]

DOĞUM YERİ

İslam topraklarında Abbasi atlarının ayak seslerinden başka bir sesin işitilmediği bir zamanda, Şia'nın kalbi İran'ın Kuleyn köyünde atıyordu. İşte bu dönemde yani Gaybet-i Sugra döneminde bir çocuk dünyaya geldi.

Babası Yakub b. İshak çocuğun ismini Muhammed koydu. Muhammed'in kulağını çınlatan ilk sesler ezan ve ikame sesleriydi. Terbiyesini ilk olarak şefkatli ve iffetli annesinden aldı.

Muhammed (r.a), İslami temel eğitimini, babası ve hadis uzmanı dayısı Ali b. Muhammed b. İbrahim b. Aban'dan aldı.

İlköğrenimini Kuleyn'de bitirdikten sonra, Ehlibeyt (a.s) mektebini tanıma, o sınırsız ilim ve vahiy okyanusundan doyana kadar içmek için, Rey şehrine hicret etti.

Vatan, anne ve baba ayrılığı zor gelmesine rağmen Allah için adım atmış ve onun rızasını elde etmek için hicret ettiği için tüm bu sıkıntılar ona pek te zor gelmiyordu.

HEDEF SEÇİMİ

Kuleyni (r.a), Rey şehrine hicret ettiği dönemlerde şehir halkının büyük çoğunluğu Hanifi ve Şafii mezhebine mensuptu. Ancak etraf köylerde yaşayan Şiilerin güzel ahlakı Sünniler üzerinde olumlu ve derin etkiler bırakmıştı.

Ayrıca bu bölge, halk arasında Şii bölgesi olarak tanınıyordu.

O zamanlar büyük bir şehir olan Rey'de çeşitli akait ve mezhep mensupları huzurlu ve mutlu bir şekilde bir arada yaşıyorlardı. Ama bu huzur dolu yaşam bazen şahsı çıkar ve menfaatler yüzünden yerini kargaşaya ve ihtilafa bırakıyordu.

İsmailiye Fırkasına mensup kimseler, İran üzerinde egemenlik kurmak amacıyla bu bölgede kendi akait ve düşüncelerini tebliğ etmeye başladılar. Bu nedenle Rey, İsmailiye, Hanefi, Şafii ve Şia inançlarının toplandığı merkezi bir bölge konumundaydı.

Kuleyni (r.a), derslerinin yanı sıra diğer mezheplerin düşüncelerini de öğrendi. Böylece Şia inançlarını ortadan kaldırmak isteyen fırkaları tanıdı. Ayrıca toplumun hastalığını teşhis ederek çare ve çözüm yollarını aradı. Toplumun hastalığını insanların Ehlibeyt (a.s) maarif ve hadislerinden uzaklaşmalarında, bu hastalığı tedavi etmenin tek yolunu ise, Ehlibeyt'in (a.s) hadis ve buyruklarını onlara ulaştırmakta görüyordu.

Muhammed (r.a), bu sıkıntılı dönemde hedefini belirlemişti. Bütün ihtilaflardan uzaklaşarak hadis öğrenip, yazmaya başladı. Rey´de yaşayan Ebu'l Hasan Muhammed b. Esedi Kûfi'nin huzurunda hadis ilmini başarıyla sürdürüyordu. Zamanının çoğunu hadis ilmi öğrenmeye ayırmıştı. Bunun yanı sıra etrafında olan biten olaylar ve Şiaların sorunlarından ilgilenmeyi de ihmal etmiyordu.

Bir köşeye çekilip sadece kendini kurtarma düşüncesinde değildi. Aksine o ihtilaflı ve kargaşalı dönemlerde Şiilerin yanında yer aldı.

Kuleyni (r.a), Karamiteh gibi batıl inanç tebligatçılarının İslam toplumu üzerindeki tebligatı karşısında kahramanca durarak onların inançlarını sağlam delillerle reddetti. Şia toplumunu bilinçlendirmek için "er-Redd-u alal Karamiteh" adlı kitabı yazarak Şiilerin hizmetine sundu.

Kuleyni'nin (r.a) yaşadığı dönemi hadis asrı olarak adlandırabiliriz. Zira başlattığı hadis ilmi ve hadis yazma çalışması tüm İslam ülkelerine yayılmıştı. Bu dönemde hadis ilmi tutkunları, diyar diyar dolaşıp hadis yazıyorlardı.

Ehlisünnet âlimlerinin bu asırda çalışmaları öyle bir hadde ulaştı ki sahip oldukları bütün ilmi değerlerinin bu çağa ait olduğunu söylersek mübalağa etmiş sayılmayız. Çünkü Ehlisünnet'in Kutub-u Sitte" adlı eserleri bu dönemde yazılmıştır.

Kuleyni (r.a) bu asırda hadis topluyor ve topladıklarını da yazıyordu. Bu asırda İmam Hadi (a.s), İmam Hasan Askeri (a.s) ve İmam Rıza'nın (a.s) öğrencileri hayatta olmalarına rağmen onlardan sadece küçük hadisler içeren notlar geriye kalmıştı. O notlarda o asırda yok olup gitti ve geriye yazılı bir eser kalmadı.

Resul-i Ekrem (s.a.a) ve Ehlibeyt'ten (a.s) miras kalan hadisler yok olma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Muhaddislerin birer birer ölmeleri ve İmam Zaman'ın (a.f) gaybeti Şiaları bu paha biçilmez sözlerden mahrum bırakmıştı.

Kuleyni (r.a), zamanın hassas durumunu göz önünde bulundurarak; "Şia'nın bu hassas durumu sağlıklı bir şekilde atlatırsa rahatlığa kavuşacağını düşünüyordu." Hedef ve görevini tamamlamak için muhaddisler ve Ehlibeyt (a.s) öğrencilerinin merkezi olan Kum şehrine hicret etti.

Bu şehirdeki muhaddisler camilerde ve vakıflarda vasıtasız olarak Ehlibeyt İmamlarından (a.s) hadis naklediyorlardı. Bu büyük zatların varlığı hadis âşıklarının akın akın bu şehre gelmelerine neden oluyordu. Kuleyni'de (r.a) diğer hadis âşıkları gibi oraya hicret etti.

KULEYNİ'NİN (R.A) ÜSTATLARI

Kuleyni (r.a), Ehlibeyt (a.s) âlimleri ve muhaddislerinden birçok hadisler rivayet etmiştir. Rivayet ettiği hadisleri saymak neredeyse imkânsızdır. Burada Kuleyni'nin (r.a) kendilerinden hadis naklettiği muhaddislerden bazılarının ismini zikretmeyi uygun görüyoruz:

1-Ebu Ali Ahmed b. İdris el-Eşarî el-Kummi (r.a)

2-Ahmed b. Abdullah b. Ümeyye (r.a)

3-Ebu'l Abbas Ahmed b. Muhammed b. Said b. Abdurrahman el-Hamedani (r.a)

4-Ebu Abdullah Ahmed b. Asim el-Asimi el-Kûfi (r.a)

5-Ebu Cafer Ahmed b. Muhammed b. İsa el-Kûfi (r.a)

6-Ahmed b. Mihran (r.a)

7-İshak b. Yakub (r.a)

8-Hasan b. Hafif (r.a)

9-Hasan b. Fadl b. Yezid el-Yemani (r.a)

10-Hüseyin b. Hasan el-Hüseyni el-Esved (r.a)

11-Hüseyin b. Ali el-Alevi (r.a)

12-Hüseyin b. Hasan el-Hüseyni el-Alevi (r.a)

Kuşkusuz ki her üstadın Kuleyni (r.a) üzerinde bir etkisi olmuştur. Ancak bunların arasında adeta Kuleyni ile özleşen bir şahsiyet göze çarpıyor. Öyle ki, Kuleyni denilince akla o yüce şahsiyet gelirdi. Usul-u Kâfi'de yer alan rivayetlerin üçte biri ondan nakledilmiş ve kaynaklarda ismi sıkça anılmaktadır. Öyle ki Usul-u Kâfiyle yaşamakta ve 7140 hadis senedinde adı geçmektedir.

Bu şahsiyet Ali b. İbrahim el-Kummi'den<[1] (r.a) başkası değildi. Yazdığı tefsir kitabı Şia'nın asıl kaynak kitaplarından oldu. Eğer Kuleyni (r.a) hastalığında ve sağlığında bir pervane misali onun etrafında dönmeseydi kuşkusuz ki adının geçtiği hadisler ve diğer eserleri yok olup giderdi. Ancak Kuleyni (r.a) bir an olsun bu hadis okyanusunun peşinden ayrılmadı. Ehlibeyt (a.s) aşığı olan Kuleyni (r.a) yudum yudum içmekle yetinmedi aksine o ilim okyanusundan notlar aldı ve kendisinden sonra Şiilere armağan olarak bıraktı.

BİR BAŞKA HİCRET

Kum şehri Şiilerin merkezi olması hasebiyle Ehlibeyt (a.s) hadisi peşinde olan herkes aradığını bu şehirde bulabiliyordu. Fakat Kuleyni'nin (r.a) hadis aşkı onu bu mukaddes yeri terk edip diyar diyar dolaşmasına ve duyulmamış hadisler peşine düşmesine sürükledi. Hadis elde etmek amacıyla yolculuk ettiği şehirlerden biri de mukaddes Kûfe şehriydi. Kûfe şehri, o dönemlerde İslam ilimleri merkezlerinden biriydi. Kûfe'ye gidip oranın ilmi atmosferinden yararlanmayan araştırmacı ve muhaddis pek nadirdir.

Kûfe şehri, gerçekte görüş ve düşünce alışverişinin serbest olduğu bir yerdi. Her mezhep mensubu özgürce kendi inancını tebliğ edebiliyor ve kendi inançları doğrultusunda dersler ve hadisler nakledebiliyordu.

İbni Ukde, Kûfe'nin büyük hadis hafızlarından ve birçok mezhep büyüğünün dersinden yararlandığı büyük bir şahsiyetti. Zeydi Carudi Fırkasına mensup olmasına rağmen zahitliği ve takvası onu güvenilir bir muhaddis kılmıştı. O, bütün mezheplerin kendisinden hadis naklettiği ender kişilerden biridir. Kuleyni'de o büyük şahsiyetten hadisler öğrenmiştir.

SİGATU'L İSLAM

Kuleyni (r.a), şehir şehir dolaşıp çok sayıda muhaddis ve üstattan ilim ve hadis tahsil ettikten sonra, Bağdat'a gitti. Yolculuklarında ilmini ve ahlaki faziletini o kadar mükemmel sergiledi ki gittiği her yerde insanları derinden etkiliyordu. Kuleyni (r.a), Bağdat'a girdiğinde herkes tarafından tanınan bir şahsiyet olmuştu.

Şiiler onunla iftihar eder, Ehlisünnet ise saygı duyardı. Takva, ilim ve faziletiyle kısa bir zamanda Şiilerin ve Sünnilerin mercii oldu. Şii'siyle Sünni'siyle herkes fetvasına müracaat ederdi. Bu yüzden de ona "Sigatu'l-İslam" lakabını verdiler.[2]

Kuleyni (r.a), yaşadığı dönemin en tanınmış simalarından biriydi. Muhaddis ve âlimlerin ilmi mücadelesinin doruk noktaya vardığı bir dönemde, İmam-ı Zaman'ın (a.f) dört has naibinin toplumsal ve siyasi yasakları bulunması nedeniyle de, Şia'nın kültür ve ilmi meseleleri Kuleyni'nin omuzlarına yüklenmişti.

USUL-U KÂFİ'NİN TELİFİ

Bağdat, Kuleyni'nin (r.a) eserlerini telif ettiği bir merkezdi. Fırsatı değerlendirerek onca katlandığı zahmetlerden sonra Usul-u Kâfi hadislerini bir araya topladı. Şia toplumunu çok iyi analiz etmiş ve tanımıştı. İmam Zaman'ın (a.f) gaybeti ve halkın dört has vekiline ulaşamaması nedeniyle İslam ve Şia öğretilerini içerecek bir kitaba ihtiyaç olduğunu düşündü. Bu amaçla büyük bir gayret ve çaba ile toplamış olduğu hadisleri düzeltip, Şiilere Kuran'ın yanında İslami ilimleri ve hükümleri içeren hidayet edici bir kitap bırakmayı düşündü.

Sonunda da iki ciltten oluşan el-Kâfi Mecmuası, beş ciltlik Kâfi ve birer cilt olan "Furû-u Kâfi" ve "Ravza-i Kâfi'yi" kaleme aldı. Peygamber (s.a.a) ve Masum İmamlardan (a.s) nakledilen hadislerden oluşan Usul-u Kâfi toplam 16199 hadis içermektedir. Kuleyni (r.a), Usul-u Kâfi'yi 20 yıl zahmetten sonra telif etmiştir. Kalıcı bu eserin telifiyle, kendi dönemi ve belki de İslam tarihinde Şia âlimlerine altın bir çağ yaşattı.

Kuleyni'nin (r.a) 20 yıl zarfında Şia âlemine yaptığı bu hizmeti altı büyük Ehlisünnet âlimi kendi mezhepleri için bir asırda ancak yapabilmiştir. Kâfi mecmuası Şia'nın en önemli ve değerli hadis kitaplarındandır.

Kuleyni (r.a), İslami ahlak ve değerlerle uğraşırken Avrupalıların ilimden haberleri yoktu. Onlar, aklı ve ilmi mahkemelerinde yargılıyorlardı. Hâlbuki Şia'nın ilk ilim babı akıl ve ilim babıdır. Bu bablardan sonra da Tevhid, Hüccet, İlahi ve insani değerler dersleri yer alır. Bütün bilginler Kâfi kitabını kendi ilim dallarında incelemektedirler. Bu değerli esere filozoflar, arifler ve fakihler birçok şerhler yazmışlardır. Yazılan tüm bu şerhler Kâfi'nin ne kadar kapsamlı ve önemli bir eser olduğunun belirtisidir. Kâfi'ye yazılan şerhlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

1-Mir'atu'l Ukul Allame Meclisi (r.a), Fıkhı

2-Sadru'l Mutaâllimin Molla Sadra (r.a), Felsefi ve irfani

3-Vafi Kitabı, Molla Muhsin Feyz-i Kaşani (r.a)

4-Molla Salih Mazanderani'nin şerhi

KULEYNİ'NİN (R.A) METODU

Kuleyni'nin (r.a) Bablardaki Hadis Metodu:

Kuleyni (r.a), Usul-u Kâfi kitabında sahih ve doğru hadisleri babın ilk başına getirmiş, ardından da müphem (manası açık olmayan) ve muhtasar (kısa) hadisleri zikretmiştir.

Bunlarla beraber Kuleyni (r.a) âlimler ve muhaddisler arasında yaygın olmayan "iddet"[3] kelimesini başlattı. Bu metodu seçmesinde ravilerinin meşhur olması ve kitabın hacminin küçük olmasını esas almıştır. Kuleyni'nin bu metodu diğer âlim ve muhaddislere örnek olmuş ve onlara ilmi çalışmalarında kolaylık sağlamıştır. Şeyh Tusi (r.a) kitabının fihristinde, Neccaşi'de (r.a) Rical kitabında rivayetleri bu metotla nakletmişlerdir. Bu nedenle bazen hadislerde ravinin ismi zikredilmeden önce o hadisin Kuleyni'-nin (r.a) vasıtasıyla nakledildiği görülmektedir. Bazı âlimler ise bu hadislerin Kuleyni'nin (r.a) İmam Zaman (a.f) ile irtibatta oluşunun bir göstergesi olduğunu ileri sürmüş ve bu hadislerin İmam Zaman'ın (a.f) huzurunda ıslah edilmiş olabileceği görüşünü savunmuşlardır. Bazı büyük âlimler şöyle naklederler: İmam Zaman (a.f) şöyle buyurmuştur: "Kâfi, Şiilerimize kifayet eder."

Kuleyni (r.a), nurlu ve bereketli hayatında İslam dünyasına Kâfi mecmuasının yanı sıra el-Redd'u alel Keramite, Rüya Tabirleri, Ehlibeyt (a.s) hakkında kasideler, Rical ve daha birçok değerli eserler armağan etmiştir.

KULEYNİ (R.A) EĞİTİM KÜRSÜSÜNDE

Kuleyni (r.a), kendisinden ilim öğrenmek amacıyla Bağdat'a gelen öğrencilerden habersiz değildi. Ömrünü ilahi ideolojinin yaygınlaştırılmasına adadı. Birçok şahsiyet onun öğrencisi olma ve ondan hadis nakletme şerefine nail olmuşlardır. Bu şerefe ulaşan öğrencilerden bazılarının isimlerini aşağıda zikrediyoruz:

1-Ebu Abdullah Ahmed b. İbrahim İbn-i Ebu Rafi es-Simyeri r.a)

2-Ebu'l Hüseyin Ahmed b. Ahmed b. el-Katib-i el-Kûfi (r.a)

3-Ebu Hüseyin Ahmed b. Ali b. Said el-Kûfi (r.a)

4-Ebu'l Hüseyin Ahmed b. Muhammed b. Ali b. el-Kûfi

5-Ebu Galib Ahmed b. Muhammed er-Razi (r.a)

6-Ebu'l Kasım Cafer b. Muhammed b. Cafer b. Musa b. Kavluveyh (r.a)

7-Ebu'l Hasan Abdülkerim b. Abdullah b. Nasr el-Bezzar et-Tebyisi (r.a)

8-Ali b. Ahmed b. Musa ed-Dakkak (r.a)

9-Muhammed b. Ahmed Sinani (r.a)

10-Muhammed b. Muhammed b. Asim el-Kuleyni (r.a)

BAŞKALARININ GÖZÜNDE KULEYNİ (R.A)

Kuleyni'nin (r.a) zamet ve üstünlüğü konusunda Şia ve Sünni âlimleri birleşmişlerdir. Her iki İslam fırkası âlimleri onu saygı ve övgüyle anmışlardır.

1-Neccaşi şöyle der: "Kuleyni (r.a), kendi döneminde Zehebi'nin Rey kentinde öğretmenliğini yapıyordu. Hadis konusunda sahip olduğu üstün özelliğiyle insanlar arasında güvenilir ve sağlam bir şahsiyet olarak tanınırdı."

2-Şeyh Tusi (r.a): "Güvenilir bir şahsiyet olmasının yanı sıra rivayetlere de vakıf biriydi."

3-İbni Şehr-i Aşub: "Rivayet alanında yetenekli bir âlimdi."

4-Seyyid Radiyuddin b. Tavus: (r.a) "Muhammed b. Yakub el-Kuleyni (r.a), güvenilirliği ve sağlamlığı hakkında ittifak edilen şahsiyetlerdendir."

5-Seyyid Muhammed Bakır el-Hansari (r.a): "O, gerçek bir Eminu'l İslam'dır; iyi bir kılavuz, şeriatta ise ileri gelenlerin başında yer alır."

1-Ehlisünnet âlimlerinden İbni Esir'de onun hakkında şöyle der: "O, İmamiye mezhebinin imamlarından ve âlimlerinden biridir."

2-Ehlisünnet âlimlerinden İbni Hacer şöyle der: "Şia mezhebi hakkında eserler kaleme almış Şia fakihlerindendir."

3-Yine bir başka Sünni âlimi Firuzabadi (r.a) şöyle der: "Muhammed b. Yakub el-Kuleyni (r.a), Şia fakihlerinden biridir."

KULEYNİ'NİN (R.A) VEFATI

Kuleyni (r.a), 70 yıl araştırma ve mücadele dolu iftiharlı bir yaşamdan sonra gözlerini hayata yumdu ve ebedi yurduna göç etti. O, ölmedi, ancak yazdığı Usul-u Kâfi kitabıyla bir yıldız misali gökyüzünden Şiilerin üzerine ışık saçmaktadır. Cismen dünyada yaşasa da ruhu cennetteydi. Çünkü bütün ömrünü Ehlibeyt (a.s) yoluna adamıştı. Hicri 329 yılının Şaban ayında hakkın rahmetine kavuştu.[4]

Ölümüyle yalnız Şiileri değil aksine diğer İslam mezheplerini de yasa boğdu. Cenazesine Bağdat'ın ileri gelen şahsiyetlerinden olan Ebu Kayrat Muhammed b. Cafer el-Hasan-i (r.a)[5] namaz kıldı.

Selam olsun Kuleyni'nin (r.a) İslam diyarında parladığı ve Allah katında haşrolacağı güne!

MEZARI

Kuleyni (r.a), Bağdat'ın Kûfe kapısında bulunan mezarlığın batı tarafında bir yere toprağa verildi. Kabrinin yerini bilen İbn-i Abdun (r.a) şöyle der: "O'nun mezarını Suratu't-Tai'de gördüm. Mezar taşına kendisinin ve babasının adı yazılıydı. Hicri dördüncü yılının sonlarına doğru mezar taşındaki yazılar silinmişti. Bugün mezarı Dicle nehrinin doğu kıyısında bulunan bölgede yer alır.


[1]-Mu'cemu'r-Rical, hadis Ayetullah Hoi, c.11, s.194.

[2]-Reyhantu'l Edeb, c.5, s.79.

[3]-İddet; Hadis silsile senedinde ravilerin yerine kullanılır. Bu metot il kez hadis ravilerinin meşhur olmaları nedeniyle ve kitabın hacmini azaltmak amacıyla Şeyh Kuleyni tarafından kullanılmıştır.

[4]-Reyhantu'l Edeb, c.5, s.80.

[5]-Reyhantu'l Edeb, c.5, s.80.