Index Next

5. FASIL

İMAM MEHDİ’NİN (A.F) HÜKÜMETİ

Siyah bulutlar kenara gidip adalet ve ilahi güneş doğduğu zaman, bekleyenlerin gözleri aydınlanacaktır.

Fesat, fitne ve namertlik karşısında yapılan büyük mücadele bittikten ve zafere ulaşıldıktan sonra sıra adalet hükümetinin temellerinin sağlamlaştırılmasına gelecektir. Adalet, hükümet koltuğuna oturacaktır. Her şeyi ve herkesi olması gereken yerine yerleştirecek ve her varlığın, hak ettiğini verecektir. Sonunda tüm dünya baştan sona hak ve adaletle dolu bir hükümete şahit olacaktır. Kimseye en ufak bir zulüm yapılmayacaktır. İmam Mehdi (a.f) hükümeti, insanlar ve varlıkların, âlemlerin rabbi olan Allah’ın cemal ve güzellik sıfatlarının tecelli edeceği bir hükümeti göreceklerdir. Bu hükümetin sayesinde beşeriyet unutulmuş ideallerine, değerlerine ve hedeflerine ulaşacaktır.

Bu fasılda dört konuyu inceleyeceğiz:

1- İmam Mehdi’nin (a.f) evrensel hükümetinin hedefleri.

2- İmam Mehdi’nin (a.f) çeşitli alanlarda hükümete yönelik programları.

3- İlahi adalet hükümetinin kazandırdıkları veya insana sunduğu hediyeler.

4- Hükümetin özellikleri

BİRİNCİ BÖLÜM

HÜKÜMETİN HEDEFLERİ

Varlık âleminin yaratılmasındaki gaye, insanın kemale ulaşması ve mükemmelliklerin kaynağı Hz. Hak Taala’ya layıkıyla yaklaşmaktır. Bu büyük amaca ulaşabilmek için maddi ve manevi bütün araç ve gereçlerin hazır olması gerekir. İmam-ı Asr’ın (a.f) evrensel hükümeti, Allah’a yakınlaşmanın alt yapılarını hazırlayacak ve bu yolda insanların önlerinde olan engelleri kaldıracaktır.

İnsan, maddi ve manevi olmak üzere iki boyuttan oluşmaktadır. Bundan dolayı ihtiyaçları maddi ve manevi olarak iki kısma ayrılmaktadır.  İnsanın kemale ulaşabilmesi için her iki boyutta da ölçülü ve hesaplı hareket etmesi gerekir. İlahi hâkimiyetin en büyük hediyesi olan “Adalet” ilkesi, insanın maddi ve manevi yönde sağlıklı bir şekildeki olgunlaşmasının en büyük garantisi olacaktır.

On ikinci imamın (a.f) hükümetinin hedefleri, manevi olgunlaşma ve adaletin uygulanıp yayılması olarak iki alanda incelenebilinir.

Manevi Olgunlaşma

Açıklanan yüce ve değerli hedeflerin daha net anlaşılabilmesi için, tarih boyunca tağut düzenlerin hâkim olduğu dönemlerdeki insanların yaşantılarına göz atmak gerekir.

Tarih boyunca insanoğlunun ilahi hüccetin hâkimiyetinden uzak olduğu dönemlerde maneviyat ve manevi değerler nasıl bir konuma sahip olmuştur?

Acaba insanoğlu yolunu kaybetmemiş midir? Maneviyatın yıkılışı yolunda adım atmamış mıdır? İnsanlar, nefsanî isteklerine ve şeytanın vesveselerine uyarak hayatlarındaki güzellikleri bir bir unutmamışlar mıdır? Onları, kendi elleriyle şehvet kabristanlığına defnetmemişler midir?

Temizlik, sadakat, doğruluk, yardımlaşmak, affetmek, fedakârlık, ihsan, iyilik gibi değerler, yerlerini heva ve hevese uymak, şehvete düşkünlük, yalan,  kibir, kendini beğenmek, ihanet, cinayet, aşırı istek vb… gibi yanlış kavramlara bırakmıştır.  Tek bir cümleyle şöyle özetleyebiliriz; Şuanda insanoğlu yaşadığı bu zaman diliminde maneviyatın büyük bir çöküntü içinde olduğuna şahit olmaktadır. Ne yazık ki dünyanın birçok yerinde ve birçok insan için artık maneviyat bir anlam ifade etmiyor.

Allah’ın son imamının hükümeti, manevi değerlerin yeniden diriltilmesi için adım atacaktır. Ölmüş canlara yeniden can vermek için çalışacaktır. Meleklerin secde ettiği insan, bu ilahi hükümet içinde gerçek hayatın ne demek olduğunu ve ne kadar tatlı olduğunu anlayacaktır. İnsanlara ta başından beri böyle bir hükümet bayrağı altında yaşamak istedikleri hatırlatılacaktır. İnsanlar, iyilikler ve güzelliklerin tatlı kokusunu soluyacaklardır.  Bu hükümet, insanlara, yeni ve farklı bir hayat sunacaktır. Nitekim yaşam, gerçek manasını İmam Mehdi (a.f) hükümetinde bulacaktır.

“Ey iman edenler! Peygamber sizi, sizlere hayat verecek şeylere davet ettiği zaman, Allah’a ve Resul’e icabet edin.”[1]

Bu bakımdan insanoğlunu hayvandan ayıran manevi hayat, insanın en yüce, asıl ve gerçek boyutunu oluşturacaktır. Zira insan böyle bir boyuta sahip olmasından dolayı “Âdem” olarak adlandırılmıştır. İşte böyle bir hayat ve boyut insanı, yaratanına yakınlaştırıp ulaştıracaktır.

Allah’ın son hüccetinin hâkim olduğu dönemde, özellikle insanın bu boyutuna çeki düzen verilecektir. İnsani değerlerin hepsi, yaşamın her boyutunda yenilenip canlılık ve tazelik kazanacaktır. Sefa, samimiyet, fedakârlık, vefa,  doğruluk, dürüstlük ve kısacası iyilik olarak adlandırılan her şey bütün dünyayı kaplayacaktır.

Elbette böyle büyük bir hedefe ve aydınlık geleceğe ulaşmak için düzenli ve kapsayıcı bir program gerekmektedir. Bunun hakkında da sonraki bölümlerde açıklamalarda bulunacağız.

Adaletin Yayılması

İnsanların asırlar boyunca aldığı en büyük darbe toplumsal alanda yapılan zulümlerden kaynaklanmıştır. Beşeriyet, daima değişik alanlarda hakkına ulaşmak yolunda mahrum bırakılmıştır. Hiçbir zaman maddi ve manevi nimetler insanlar arasında adil bir şekilde dağıtılmamıştır. Her zaman karınları yemek ile dolup taşmış insanların yanında aç susuz insanlar olmuştur. Binlerce metrekarelik yerler üzerine inşa edilmiş saraylar, villalar ve köşklerin yanı sıra her zaman çadırlar, kulübeler ve taşlar üzerinde uyuyan insanlar olmuştur. Altın, para, makam ve kudret sahipleri zayıf ve zavallı insanları kendilerine köle etmişlerdir. Beyaz insanlar, zenci insanların üzerine sadece tenleri siyah olduğu için ölüm ateşi yağdırmıştır. Ne yazık ki her zaman zayıfların, zavallıların ve çaresizlerin hakları, zorbaların, zalimlerin ve fesatçıların ayakları altında çiğnenmiştir. İnsanlar, her zaman adalet ve eşitliğe ulaşmak için gün saymakta ve adaletin kendini göstereceği günü beklemektedirler.

Bu bekleyişin sonu, İmam Mehdi’nin (a.f) kutlu hükümetidir. O, en büyük adalet önderi olarak âlemde hayatın bütün boyutlarında ne pahasına olursa olsun adaleti yayacaktır. Bu tatlı hakikat, onun geleceğini bildiren birçok rivayette müjdelenmiştir.

İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Dünyanın sona ermesine sadece bir gün kalmış olsa bile, Allah o günü, çocuklarımdan birinin zuhur etmesi ve yeryüzünü zulümle dolmuş iken adaletle doldurması için uzatır. Ben, Peygamber’den (s.a.a) böyle işittim.”[2]

Bu manayı ifade eden yüzlerce rivayet vardır. Bu rivayetler, evrensel adalet hükümetinin kurulmasına ve Allah’ın son imamının hükümetiyle zulmün yeryüzünden kaldırılmasına işaret etmektedir.

Adalet, İmam Mehdi’nin (a.f) en belirgin özelliklerindendir. Bazı dualarda, İmam Mehdi (a.f )  bu lakap ile tanıtılmıştır:

“Allah’ım, umut ve adalet kıyamcısı olan beklenen veliye salât ve selam gönder.”[3]

Evet, O adaleti devriminin en temel ilkesi edinmiştir. Çünkü adalet, insanın bireysel ve toplumsal hayatında müreffeh bir yaşama ulaşması için en büyük faktördür. Yeryüzü ve üzerinde yaşayanlar adil olmazlarsa yaşadıklarını zanneden ruhsuz ölüler gibi olurlar.

İmam Kazım (a.s) aşağıdaki ayetin tefsirinde şöyle buyurdu:

“Biliniz ki Allah yeryüzünü öldükten sonra diriltir.”[4]

“Maksat, yeryüzünün yağmurla diriltilmesi değildir. Allah, toplumda adaleti uygulayıp yayacak insanları[5] gönderecektir. Adaletin (camiada) canlanması ve dirilmesi ile yeryüzü de dirilecektir...”

“Yeryüzünün dirilmesi” tabiri mehdevi adaletin bütün dünyayı kapsayacağına ve bir bölgeyle veya bazı kişilerle sınırlı olmayacağına işaret etmektedir.

İKİNCİ BÖLÜM

HÜKÜMET PROGRARMLARI

İmam Mehdi (a.f) hükümetinin programlarını bildikten sonra, bu hedeflere ulaşmak için hazırlanmış hükümet programlarını incelememiz gerekir. Zuhur dönemindeki hükümet faaliyetlerini tanımakla birlikte, zuhurdan önceki dönemler için de örnek oluşturması için bu dönemin şemasını çizmeye çalışacağız. Evrensel kurtarıcının yolunu bekleyen âşıkların, İmam-ı Asr’ın (a.f) hükümetinin programlarını ve icraatlarını yakından tanımalarına, kendilerinin ve camianın bu uzun yolu kat etmelerine yardımcı olacağız.

İmam Mehdi’nin (a.f) hükümeti dönemi hakkında nakledilen birçok rivayetten şöyle istifade edebiliriz:

İmam Mehdi’nin (a.f) hükümetinin programları; kültürel, toplumsal ve ekonomik olmak üzere belli başlı üç başlık altında toplanmak mümkündür.

Ne yazık ki, insanlar gerçek Kuran öğretilerinden ve din rehberlerinin sünnetlerinden uzak kaldıkları için kültürel bir çöküşe duçar olmuşlardır. İnsanlar, büyük kültürel inkılâp ışığında, Kuran ve İtret’in (a.s) buyruklarına dönmelidirler.

Aynı şekilde toplumda ve camiada oluşan çeşitli yaraların derinleşmemesi ve insanların sağlıklı bir şekilde yaşamalarının garanti altına alınması için toplumsal genel programlar uygulanmak zorundadır.

Toplumsal hayatın garantisi olan ve bütün insanların ilahi haklardan yararlanmasını sağlayan sağlam ve sistemli bir program olmalıdır. Bu program, toplumu kargaşaya, fitne ve fesada, zayıfların haklarının ellerinden alınmasına neden olan zalimce programların yerini almalı ve hayata geçirilmelidir.

Toplumsal ve kültürel kalkınma için de ekonomiksel bir programa ihtiyaç vardır. Ekonomik program yardımıyla, maddi alanlarda bütün olanaklardan adil ve uygun bir şekilde istifade edilmelidir. Başka bir tabirle; ilahi nimetlerden ve tabii kaynaklardan yararlanarak ekonomik kalkınma sağlanabilinir. Böylelikle toplumdaki bütün tabakaların geçim kaynaklarını da temin etmek mümkün olur.

İmam Mehdi’nin (a.f) evrensel hükümetinin programlarını kısaca açıkladıktan sonra, bu programları Masumların (a.s) hadisleri ışığında geniş bir şekilde incelemeye çalışacağız. Hazretin en önemli hükümet programlarını her bölümde ayrı ayrı beyan edeceğiz:

A. Kültürel Program

İmam Mehdi’nin (a.f) evrensel hükümetinde bütün kültürel programlar, insanların bilimsel ve edimsel alanlardaki ilerlemelerini sağlamak için olacaktır. Her zaman cehalet ile savaşılacak ve bütün alanlarda olumsuzluklarla ciddi bir şekilde mücadele edilecektir.

Hak hükümetin kültürel çalışmalarının en önemli başvuru kaynakları şunlardır:

1-     Kitap ve Sünnetin İhya Edilmesi

Ne yazık ki bütün asırlarda Kuran-ı Kerim yalnızlığa terk edilmiş ve hükümleri bir kenarına itilmiştir. Kuran-ı Kerim’in, hiçbir zaman Müslümanların hayatlarında ve İslami toplumda gerçek yerini bulamamış olması çok üzücü bir olaydır.

Son ilahi hüccetin hükümeti zamanında hayat veren Kuran öğretileri, insan yaşamının bütün boyutlarında hak ettiği yere kavuşacaktır. İmam Mehdi (a.f) hükümeti döneminde din önderlerinin söz ve davranışları olan sünnet ise her yerde insan hayatının en iyi olgusu olarak rolünü oynayacaktır. Bütün insanların davranışları, Kuran’ın ve İtret’in şüphe edilmeyen öğretileri ölçü alınarak değerlendirilecektir.

İmam Ali (a.s) fesahat dolu açık bir sözle İmam Mehdi’nin (a.f) Kuran-ı Kerim’e dayanan hükümetini şöyle anlatmaktadır:

 “Nefsi arzular devlet olduğu zaman (Mehdi (a.f) zuhur edecek) hidayet ve doğruluk onun yerini alacaktır. Kişisel fikirler, Kuran-ı Kerim’in önüne geçtiğinde de düşünceleri Kuran’a doğru yönlendirecek ve onu topluma hâkim kılacaktır.”[6]

Ve yine başka bir hadiste İmam Ali (a.s) Kur-an’ın zuhur etmesini ve insanların hayatında yer almasını şöyle müjdelemektedir:

“Ben şimdi görüyorum Şialarım, Kufe Mescidi’ne çadır kurmuş ve Kuran’ı tıpkı nazil olduğu şekilde halka öğretiyorlar.”[7]

Kuran kültürünün toplumda yaygınlaştırılıp, bireysel ve toplumsal alanlarda hükümlerinin hâkim olması Kuran’ın öğrenilmesi ve öğretilmesi için bir başlangıç noktasıdır.

2- Ahlak ve Marifetin Yayılması

Kuran-ı Kerim ve Ehlibeyt (a.s) öğretileri, beşerin ahlaki ve manevi açıdan olgunlaşmasının gerekli olduğunu vurgulamışlardır. Zira insanın yaratılış gayesindeki büyük hedefe ulaşması ve aynı yolda ilerlemesinin en önemli faktörü güzel ahlaklı olmasıdır. Nitekim İslam Peygamber’i (s.a.a), peygamber olarak gönderilmesinin hedefini güzel ahlakı tamamlamak olarak açıklamıştır.[8]

Kuran-ı Kerim de yüce Peygamber’i (s.a.a) ahlak açısından bütün insanlar için en güzel örnek ve olgu olarak tanıtmıştır.[9] Fakat insanlar, Kuran ve Ehlibeyt’in (a.s) hidayetlerinden uzak kalarak ahlaki çöküşe doğru gitmişlerdir. Bu çöküş bütün toplumlarda, özellikle İslam camiasında kendini en acı bir şekilde göstermiştir. Bireysel ve toplumsal hayatın çökmesindeki en önemli sebep ahlaki değerlerden uzaklaşıp doğru yoldan sapmaktır.

Allah’ın hükümeti olan İmam Mehdi’nin (a.f) hükümeti,  ahlaki değerlerin yaygınlaştırılmasını en önemli hükümet yasası olarak belirlemiştir.

İmam Bakır (a.f) şöyle buyurmuştur:

“Kaim’imiz kıyam ettiği zaman, elini Allah kullarının başına çekecektir. Onların akıllarını artıracak ve ahlaklarını kemale erdirecektir.”[10]

Bu hadisten de anlaşıldığı üzere, temelini ahlak ve maneviyatın oluşturduğu İmam Mehdi (a.f) hükümetinin gölgesinde insanların akılları ve ahlaklarının olgunlaşması için çok güzel bir ortam hazırlanacaktır. Zira kötü ve çirkin ahlak, aklın eksikliğine işarettir. Aklın kemale ermesiyle de insanda güzel ahlak zuhur eder.

Ayrıca ilahi sünnet ve Kuran’ın hidayeti ile dolu bir yol insanı iyiliklere yönlendirir. Bunun neticesinde ilahi ve insani değerler bütün dünyayı kaplayacak bir şekilde, insanları içten ve dıştan güzelliklere yönlendirecektir.

3- İlim Seferberliği

İlim kaynağı ve zamanının en bilgini olan İmam Mehdi’nin (a.f) hükümetinin kültürel programlarından biri de, tarihte eşi benzeri olmayan ilim seferberliğidir.

İslam Peygamber’i (s.a.a) Mehdi’nin (a.f) zuhurunu müjdelerken bu programa şöyle işaret etmiştir:

“Dokuzuncu imam (İmam Hüseyin’in (a.s) oğullarından olan) onların Kaimidir.  Yüce Allah onun vasıtasıyla, karanlıklara boğulmuş yeryüzünü aydınlatacaktır. Yeryüzünü, zulümle dolduktan sonra adaletle dolduracaktır. İnsanlar cahilleştikten sonra bütün dünyayı ilim ve bilgisinden faydalandıracaktır...”[11]

Bu bilimsel ve fikirsel hareket camianın bütün tabakaları için geçerli olacaktır. Bu kutlu harekette erkek ve kadın arasında fark yoktur. Bayanlar genel olarak ilimsel konularda ve özel olarak da dini bilgiler konusunda büyük ilerlemeler göstereceklerdir.

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:

“İmam Mehdi’nin (a.f) zamanında, sizlere hikmet verilecektir. Öyle ki, kadın evinde yüce Allah’ın kitabına ve Resulullah’ın (s.a.a) sünnetine göre hüküm verecektir.”[12]

Bu hadis İmam Mehdi’nin (a.f) hükümeti zamanında insanların Kuran ayetlerinden ve Ehlibeyt (a.s) hadislerinden yararlanarak derin bir bilgiye sahip olacaklarını göstermektedir. Çünkü hüküm vermek oldukça zor bir iştir.

4- Bidatlerle Savaşmak

Bidat, “ Dini açıdan gelenek haline gelmiş uygulamaların karşısında yenilik getirmektir. Dinde olmayan bir şeyi dine eklemektir. Veya kişisel görüş ve düşünceleri dine sokmaktır.

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Bidatçiler; Allah’ın, Kuran’ın ve Peygamber’in (s.a.a) emirlerine karşı çıkan kimselerdir. Onlar, sayıca çok olsalar da, kendi görüşlerine ve nefislerine göre amel ederler.”[13]

Bundan dolayı bidat, Allah, Kuran ve Peygamber’e (s.a.a) karşı gelmek, nefsi arzuları hâkim kılmak, şahsi isteklere meyletmek ve onlara göre amel etmektir.

Bidat; Kuran-ı kerim ve sünnetten ilham alarak ilahi ölçüler esasınca yapılan araştırmalardan sonra sunulan yeni bir görüş ile çok farklıdır. Bidat; Allah’ın ve Resulü’nün (s.a.a) sünnetini ve hadislerini yok edip ortadan kaldırır. Hiçbir tehdit din için bu kadar yok edici ve tehlikeli değildir.

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Hiçbir şey bidat gibi dini yıkıp yok etmemiştir.”[14]

Bidat yıkıcı olduğu için sünnete uyanlar bidatçilere tepki göstermeli ve hilekâr çehresinden perdeyi kaldırıp doğru yolu insanlara göstermelidirler. Böylece de İnsanların sapık ve yanlış yolda gitmelerine engel olmalıdırlar.

Peygamber efendimiz (s.a.a.) şöyle buyurmuştur:

“Bidatler, ümmetimin arasında aşikâr olduğu zaman, âlim ilmini aşikâr etmelidir. Kim böyle yapmazsa Allah’ın laneti ona olsun.”[15]

Ne yazık ki Peygamber efendimizden (s.a.a) sonra, İslam dininde birçok bidatler ortaya çıkarılmıştır. Dindarlık adına sapık yollar ortaya çıkmıştır. İnsanların yüzlerine nice yanlış kapılar açılmıştır. Yapılan bidatler sonucu dinin gerçek çehresi değiştirildi. Bir takım menfaatçi ve cahil insanlar dinin parlak ve nurlu yüzünü nefsi istekleriyle örttüler. Masum imamlar (a.s) bunları düzeltmeye çalıştılarsa da, bidat ortaya çıkarma ve sünnet yok etme yolu bitmek bilmedi. Hatta gaybet döneminde bu grafik yükselişe geçti.

Oysa şimdi âlem, mektep sahibini ve beşeriyetin kurtarıcısını beklemektedir. Onun hükümetinin gölgesinde sünnetler canlanacak ve bidatler ortadan kalkacaktır. Hiç şüphesiz onun ıslah edici hükümetinin temelinde; hidayet ortamının hazırlanarak insanlığın olgunlaşması için bidatler ile savaşmak olacaktır.

İmam Bakır (a.s) imam Mehdi (a.f) hakkında şöyle buyurmuştur:

“...Bütün bidatleri kaldıracak ve bütün sünnetleri ikame edecektir.”[16]

B. Ekonomik Programlar

Sağlıklı bir toplumun özelliklerinden birisi de sağlıklı bir ekonomisinin olmasıdır. Eğer toplum içinde bulunan kaynaklardan düzgün bir şekilde istifade edilir, üretim ve dağıtım olanakları özel bir grubun elinde olmaz, hükümet toplumdaki bütün tabakalara teveccüh eder ve herkes için milli sermayeden yararlanma imkânı sağlarsa, manevi olgunlaşmanın daha hızlı ve çabuk bir şekilde ilerlediği bir toplum oluşmuş olur.

Kuran-ı Kerim ve masum imamların (a.s) hadislerinde toplumun ekonomik boyutuna ve toplumdaki insanların geçim şartlarının kolaylaştırılmasına özel bir ilgi gösterilmiştir.

Bundan dolayı İmam Mehdi’nin (a.f) Kuranî hükümetinde dünya ekonomisi ve insanlar için güzel programlar hazırlanmıştır. Bu programlarla, ilk olarak üretim düzene sokulacak ve doğal kaynaklardan en güzel şekilde yararlanılacaktır. İkinci olarak elde edilen servet ve milli gelir adil bir şekilde toplumda bulunan bütün tabakalar arasında dağıtılacaktır.

Hz. Mehdi’nin (a.s) evrensel hükümeti zamanında ekonomik durumun nasıl olacağı konusunu hadisler ışığında incelemeye çalışacağız:

1- Doğal Kaynaklardan Yararlanma

Ekonomide karşılaşılan zorluklardan birisi de doğal kaynaklardan sahih bir şekilde yararlanmamaktır. Günümüzde ne topraktan gerektiği gibi yararlanılmaktadır. Ne de topraktan en iyi verimi alabilmek için sudan doğru bir şekilde faydalanılmaktadır. İmam Mehdi’nin (a.f) hükümeti zamanında hak hükümetin bereketinden dolayı gökyüzü bereketli yağmurunu gönderecek ve toprak da bütün nimetlerini vermekten kaçınmayacaktır.

  Index Next